ISSN 1300-7157 Main Page | Contact      

Volume : 24  Issue : 3  Year: 2018

Epilepsi: 24 (3)
Volume: 24  Issue: 3 - 2018
Hide Abstracts | << Back
EDITORIAL
1.Editorial
Seher Naz Yeni
Page V

REVIEW
2.Typical Absence Seizures and Related Epilepsy Syndromes
Demet Kınay
doi: 10.14744/epilepsi.2018.38247  Pages 87 - 97
Tipik absans (TA) nöbetleri kısa süreli, ani başlayan ve sonlanan, hafif motor bulguların eşlik ettiği farkındalığın kaybı ile karakterize jeneralize nöbetlerdir. Elektroensefalografide (EEG) iki taraflı, senkron, simetrik, 3–4 Hz diken-dalga deşarjları görülür, temel aktivite normaldir. Genellikle çocukluk çağında veya adolesan dönemde başlamasına rağmen, %15 oranında erişkinlerde de görülür. TA nöbetlerinin patofizyolojisini açıklamak için başlıca dört teori ileri sürülmüştür: sentrensefalik teori, talamik saat teorisi, kortikal teori ve kortikoretiküler teoridir. Son zamanlarda, kortikal fokus teorisinin kortikal ve talamik teorileri birleştirdiği ileri sürülmüştür. Bu nöbet tipine karakteristik olan jeneralize diken-dalga deşarjlarının altında yatan mekanizmalar, uyku iğciklerinin oluşum mekanizmalarını açıklamak için geniş ölçüde çalışılan talamakortikal döngüyü içerir. TA nöbetleri, farklı prognoz ve sonuçlara sahip olan genetik jeneralize epilepsi/idiyopatik jeneralize epilepsi sendromlarında görülür. Klinik ve EEG bulguları, sendromlarla ilişkilidir. Tedavide, valproik asit, etosuksimid ve lamotrijin ilk tercih edilecek ilaçlardır.
Typical absence (TA) seizures are brief generalized seizures of abrupt onset and termination characterized by loss of awareness with subtle motor features. The EEG reveals bilateral, synchronous, symmetrical 3 to 4 Hz spike-wave discharges on a normal background. They usually start in childhood or adolescence, but occur in around 15% of adults with seizures. Four main theories on the pathophysiology of TA seizures have been proposed: centrencephalic theory, thalamic clock theory, cortical theory, and corticoreticular theory. More recently, it has been suggested that the cortical focus theory of TA seziures bridges cortical and thalamic theories. The mechanisms underlying the generalized spike-wave discharges that characterize this seizure appears to involve thalamocortical circuitry which has been studied extensively in the generation of sleep spindles. TA seizures may be seen in a number of genetic generalized epilepsy/idiopathic generalized epilepsy syndromes which have different prognosis and outcomes. Their clinical and EEG manifestations are syndrome-related. For treatment, valproic acid, ethosuximide and lamotrigine are first-line medications.

RESEARCH ARTICLE
3.Assessment of the Quality of Life Scores of Operated and Unoperated Patients with Temporal and Extra Temporal Lobe Epilepsy and Their Relatives-Caregivers
Gülfer Atasayar, Aylin Bican Demir, İbrahım Bora, Nevin Türkeş, Ahmet Demiralay, Ender Uzabacı
doi: 10.14744/epilepsi.2018.60352  Pages 98 - 106
GİRİŞ ve AMAÇ: Farklı nöbet sendromlarının ve tedavi yönetimlerinin hastanın yaşam kalitesi, sosyal işlevselliği, hasta ve yakınının depresyon ve anksiyete düzeyleri ile ilişkisini inceledik.
YÖNTEM ve GEREÇLER: Komplek parsiyel nöbet nedeni ile takip edilen 203 hasta ve hasta yakınlarıı 4 gruba ayrıldı. Tüm hastalara Epilepside Yaşam Kalitesi Ölçeği, Sosyal İşlevsellik Ölçeği uygulandı. Ayrıca hasta ve yakınlarına Hamilton Depresyon ve Anksiyete Derecelendirme Ölçeği uygulandı. İstatiksal analizde Kruskal-Wallis Test ve Mann-Whitney U Testi kullanıldı.
BULGULAR: Çalışmamızda yaşam kalitesi ve sosyal işlevsellik alt ölçekleri değerlendirildiğinde en düşük puanların dirençli TLE olan grupta, en yüksek puanların cerrahi uygulanan TLE ve medikal tedavi ile remisyona giren TLE olan grupta olduğu gözlendi. Hem hasta hem de yakınlarında anksiyete ve depresyon puanları en yüksek dirençli TLE, en düşük cerrahi ve remisyon grubunda saptandı.
TARTIŞMA ve SONUÇ: Nöbetleri kontrol altına alınan bireylerin yaşam kalitesi ve sosyal işlevsellik düzeylerinin normal popülasyona yakın olmasına rağmen dirençli nöbetleri olan bireylerin nöbetleri kontrol altında olan epileptik bireylere oranla yaşam kalitesi ve sosyal işlevselliklerinin istatiksel anlamlılık yaratacak derecede düşük olması, yaşam kalitesini etkileyen en önemli değişkenin nöbet kontrolü olduğunu göstermektedir. Sonuç olarak hastaların yaşam kalitesini artırmaya yönelik yapılan planlarda hastanın sosyal işlevselliğinin arttırılmasına yönelik tedbirlerin alınması, hasta ve yakınlarının anksiyete ve depresyon gibi psikiyatrik komorbid durumlar açısından incelenmesi gerekmektedir.
INTRODUCTION: We investigated how seizure syndromes and treatment methods correlated with the quality of life and social functioning of patients with epilepsy and their relatives-caregivers.
METHODS: A total of 203 patients with epilepsy and their relatives-caregivers were divided into four groups. The patients were administered the following assessments: Quality of Life in Epilepsy Inventory and the Social Functioning Scale. The patients and their relatives-caregivers were administered the Hamilton Depression and Anxiety Rating Scale. The Kruskal–Wallis Test and Mann–Whitney U Test were used for statistical analysis.
RESULTS: When the quality of life and social functioning subscales were evaluated, the patient group with resistant temporal lobe epilepsy (TLE) had the lowest scores, while the highest scores occurred in the TLE group that had undergone surgical intervention and had entered remission with medical treatment. For both patients and their relatives-caregivers, the anxiety and depression scores were the highest in the resistant TLE group and the lowest in the surgical and remission group.
DISCUSSION AND CONCLUSION: Control of seizures was the most important variable affecting the quality of life of patients with epilepsy and their relatives-caregivers. Treatment plans for epilepsy patients should encompass the quality of life considerations, including measures to increase social functioning such as assessments of comorbid psychiatric conditions like anxiety and depression.

4.Short-Term Mortality in Adult Patients With Seizures Admitted to the Emergency Department and a Comparison of the First and Recurrent Seizure
Turgay Demir, Kezban Aslan, Gonca Köksaldı Şahin, Zeynep Kekeç, Hacer Bozdemir
doi: 10.14744/epilepsi.2018.47113  Pages 107 - 113
GİRİŞ ve AMAÇ: Acil servis başvurularının %1–2’si nöbet geçirme nedeniyle başvuran hastalardan oluşmaktadır. Bu çalışmada acil servise ilk nöbet ya da rekürren nöbet nedeniyle başvuran hastalarda klinik ve demografik özelliklerin karşılaştırılması ve bu hastalarda kısa dönem mortalitenin belirlenmesi amaçlanmıştır.
YÖNTEM ve GEREÇLER: İleriye yönelik olarak planlanan bu çalışmaya bir üniversite hastanesinin acil servisine Ocak 2015–Aralık 2015 arasında non-provoke nöbet nedeniyle başvuran hastalar alınmıştır. Başvuru nöbet sıklığına göre hastalar tek nöbet, sık nöbet ve status epileptikus olarak üç gruba ayrıldı. Demografik özellikler, özgeçmiş ve soygeçmiş özellikleri, nörolojik muayene, epilepsi risk faktörleri, nöbet tipi ve sıklığı, elektroensefalografi, nörogörüntüleme, hastaneye yatış oranı, ortalama yatış süresi ve kısa dönem mortalite veri formuna kaydedildi.
BULGULAR: Çalışmaya yaş ortalaması 40.10±17.09 (18–86) olan toplam 125 hasta (%62.4’ü erkek, n=78) alındı. Hastaların %23.2’si (n=29) ilk nöbet nedeniyle başvurdu. Status epileptikus olgularında kısa dönem mortalite oranı %7.69 idi. En sık elektroensefalografi bulgusu interiktal epileptik boşalımlar olarak dikkati çekti.
TARTIŞMA ve SONUÇ: Acil servise nöbet nedeniyle başvuran hastalarda doğru ve hızlı tanı konulmalı, gerekirse yatış yapılarak nöbet gözlemlenmeye çalışılmalıdır. İlk nöbet ile başvuran hastalarda dikkatli bir değerlendirme ve erken dönemde antiepileptik tedavi başlanması hem nöbet tekrarını hem de status epileptikus ve onun yıkıcı bir komplikasyonu olan mortalite riskini azaltacaktır.
INTRODUCTION: Patients with seizures constitute 1%–2% of all emergency department (ED) admissions. The purpose of this study was to compare demographic and clinical characteristics and short-term mortality in patients with unprovoked first and recurrent seizures, admitted to the ED.
METHODS: This prospectively planned study was conducted in a university hospital ED between January and December, 2015, and included patients with unprovoked seizures. Demographic characteristics, neurological examination findings, etiological risk factors, seizure type, and frequency, electroencephalography and neuroimaging findings, hospitalization rate, duration of hospitalization, short-term mortality, and medical and family history data were recorded.
RESULTS: A total of 125 patients (62.4% male, n=78) with a mean age of 40.10±17.09 years (range, 18–86) were included in the study. The level of patients presenting due to first lifetime seizure was 23.2%. The short-term mortality rate in patients with status epilepticus (SE) was 7.69%. The most common finding at electroencephalography was interictal epileptic discharges.
DISCUSSION AND CONCLUSION: A careful evaluation of cases presenting due to first lifetime seizure and initiation of antiepileptic drug therapy in the early period will significantly reduce the risk of seizure recurrence and also prevent complications, such as SE that can even result in death.

5.Prevalence of Seizures in Pregnant Women with Epilepsy and Pregnancy Outcomes
Aygül Tantik Pak, Hacer Bozdemir, Kezban Aslan, Taylan Peköz, Selim Büyükkurt, İlker Ünal
doi: 10.14744/epilepsi.2018.64325  Pages 114 - 119
GİRİŞ ve AMAÇ: Epilepsi tanılı gebe hastaların yönetimi zordur. Yüksek oranda sağlıklı (%92–96) çocuk doğurmalarına rağmen, prematüre doğum, fetal ve neonatal ölüm riski, konjenital malformasyonlar ve gelişme geriliği oranları normal populasyona göre artış göstermektedir. Epilepsi tanılı kadın hastaların büyük kısmında gebelik döneminde nöbet sıklıkları değişmemektedir. Bu çalışmada amaç epilepsi tanılı gebelerin, gebelik dönemindeki nöbet sıklıkları ve bu nöbetlerin yenidoğan bebeğin gelişim parametrelerine etkisinin ve yenidoğan bebekte karşılaşılabilecek malformasyonların belirlenmesidir.
YÖNTEM ve GEREÇLER: On dört Şubat 2014–14 Şubat 2016 tarihleri arasında doğumu gerçekleşen 55 epilepsi tanılı gebe hasta çalışmaya alındı. Nöbet tipi, sıklıkları, kullandıkları anti epileptik ilaçlar, bebeklerin ölçüleri, bebeklerdeki malformasyonlar kaydedildi.
BULGULAR: Gebelik süresince; hastaların %56,4 (n=31)’ünün nöbet sıklığının değişmediği, %21.8’inin (n=12) nöbet sıklığının arttığı, %21.8’inin (n=12) nöbet sıklığının azaldığı belirlendi. Bebeklerden %3.6’sı intrauterin eksitus oldu. Bebeklerin %7.3’ünde malformasyon saptandı.
TARTIŞMA ve SONUÇ: Gebelerin sadece %21.8’inde nöbet sıklığının arttığı saptanmıştır. Jeneralize nöbeti olan hastaların bebeklerinde malformasyon ve mortalite oranı daha yüksek bulundu. Monoterapi kullanan hastaların, politerapi kullananlara göre daha yüksek oranda sağlıklı bebek doğurdukları gözlendi.
INTRODUCTION: Management of pregnant patients with epilepsy is difficult. Despite the high healthy birth rate (92–96%); prematurity, fetal or neonatal death, congenital malformations and developmental failure rates are higher than the average population. The seizure rates of the majority of the patients with epilepsy do not change during pregnancy. The purpose of this study is to determine the frequency of epileptic seizures of the patients during pregnancy and rate of malformations that may be encountered in newborn babies.
METHODS: 55 pregnant patients with epilepsy who were born between February 2014 and February 2016 were included in the study. Types of seizures, frequency, anti-epileptic drugs used, measures of infants, malformations in infants were recorded.
RESULTS: During pregnancy; it was determined that the frequency of seizure was 56.4% (n=31), and 21.8% of patients (n=12) had increased seizure frequency whereas 21.8% (n=12) had lower seizure frequency. 3.6% of infants were lost in intrauterine. 7.3% of infants had a malformation.
DISCUSSION AND CONCLUSION: Only 21.8% of the pregnant women had an increase in seizure frequency. Malformation and mortality rates were higher in infants of patients with generalised seizures. It was observed that patients who used monotherapy gave birth to more healthy babies than those using polytherapy.

6.Comparison of the Effects of Lamotrigine and Valproate on the Pentylenetetrazole-Induced Seizures and Behaviour of Immature Rats
Mehmet Fatih Göl, Füsun Ferda Erdoğan, Ayşegül Küçük, Asuman Gölgeli
doi: 10.14744/epilepsi.2018.55477  Pages 120 - 126
GİRİŞ ve AMAÇ: Epilepsi hastaları özelliklede çocuklar davranış bozukluklarına daha yatkındır. Epilepsi ile ilişkili faktörler, psikososyal problemler, tedavi yan etkileri bu tür bozuklukları daha da kötüleştirebilir. Bu çalışmada, yavru sıçanlarda (21 günlük erkek) lamotrijin ve valproatın pentilentetrazol (PTZ) ile indüklenen nöbetler ve davranış üzerine etkisi araştırıldı.
YÖNTEM ve GEREÇLER: Yirmi bir günlük 3 grup wistar albino sıçan çalışmaya alındı. Bir ay boyunca valproat grubuna (n=13) 400 mg/kg/gün oral sodyum valproat, lamotrijin grubuna (n=14) 10 mg/kg/gün oral lamotrijin, ve kontrol grubuna (n=14) oral serum fizyolojik uygulandı. Bir ay sonra sıçanların davranış özellikleri açık alan testi ile karşılaştırıdı ve tüm sıçanlara 100 mg/kg PTZ intraperitoneal (ip) enjekte edilerek bu iki ilacın nöbet üzerine etkileri değerlendirildi.
BULGULAR: Açık alan testinde valproat ve lamotrijin alan sıçanların kontrol grubuna göre istatistiksel olarak anlamlı derecede emosyonel davranış özellikleri gösterdiği saptandı. Valproat alan grup ile kontrol grubu arasında nöbet özellikleri ve nöbet süresi açısından fark saptanamazken lamotirijin alan grupta jeneralize tonik-klonik nöbetlerin tonik fazının belirgin şekilde inhibe olduğu ve lamotrijin grubunda nöbet sırasında hayatta kalma süresinin anlamlı derecede diğer iki gruptan daha uzun olduğu saptandı.
TARTIŞMA ve SONUÇ: Bu çalışma yavru sıçanlarda valproat ve lamaotrijinin epilepsiden bağımsız olarak anksiyeteye yol açtığını ve ayrıca lamotrijinin valproattan farklı olarak PTZ ile oluşturulan jeneralize nöbetlerin tonik fazını önlediğini ve sıçanların hayatta kalım süresini uzattığını göstermektedir.
INTRODUCTION: Epileptics, especially children, are more prone to behavioural deficits. Epilepsy related factors, psychosocial problems, treatment side effects may aggravate such deficits. We investigated the effects of lamotrigine and valproate on the behaviour, and pentylenetetrazol (PTZ)-induced seizures on immature rats (21-day-old male).
METHODS: Three groups 21 day old wistar albino rats were included in this study. In valproate group (n=13), valproate was administered 400 mg/kg/day orally, in lamotrigine group (n=14) lamotrigine was administired 10 mg/kg/day orally, and in control group (n=14) was taken salin orally. All drugs were administered regularly during one month. The behavioral changes of the rats were evaluated by open field test after one month and 100 mg/kg intraperitoneal PTZ were used for induce the seizures. After injection of the PTZ the seizures were evaluated in three groups.
RESULTS: Valproate and lamotrigine groups have more emotional activity than the control group. The valproate and the control groups were no different in terms of seizure types and durations. In lamotrigine group, the tonic phase of generalized tonic-clonic seizures did not appear, and the survival during seizures were significantly longer.
DISCUSSION AND CONCLUSION: In this study, demonstrate that valproate and lamotrigine cause anxiety reactions in immature rats and lamotrigine causes longer survival and eliminates the tonic phase of PTZ-induced generalized tonic-clonic seizures.

CASE REPORT
7.Seizure Induced by Extended-Release Bupropion Used for Smoking Cessation at Early Term and Therapeutic Dose
Zeynep Özözen Ayas, Aslı Aksoy Gündoğdu
doi: 10.14744/epilepsi.2018.04796  Pages 127 - 129
Bupropion, dopamin ve noradrenalin geri alımlarını inhibe etmektedir. Aynı zamanda bir nikotin reseptör antagonisti olduğu için sigara bırakma için kullanılan bir ilaç olarak işlev görür. Bupropion kilo, cinsel fonksiyon üzerine yan etkisi olmaması ve sedatif etkisi olmamasından dolayı yaygın olarak tercih edilmektedir. Hızlı ve sürekli salınan bupropion formları nöbet aktivitesini tetikleyebilir. Bu yazıda, 30 yaşında erkek hastada yavaş salınımlı bupropiyonun neden olduğu jeneralize tonik klonik nöbet sunulmaktadır. Ayrıca sigarayı bırakma tedavisinde yaygın olarak kullanılan yavaş salınan bupropiyonun erken dönemde ve terapötik dozda nöbete neden olabileceğini vurguladık.
Bupropion inhibits reuptakes of dopamine and noradrenaline. Since it is also a nicotine receptor antagonist, it acts as a drug used for smoking cessation. Bupropion is commonly preferred because of no side effects on weight, sexual function, and the lack of sedative effect. Immediate and sustained-release bupropion forms may trigger seizure activity. In the present article, we report a case of a 30-year-old man presenting with generalized tonic clonic seizures induced by extended-release bupropion. We also emphasized that extended-release bupropion, which is commonly used for smoking cessation therapy, may cause seizure at early term and therapeutic dose.

8.Epilepsy After Bee Sting: Case Report
Cemre Çağan Polat, Selma Yücel, Tülay Tan, Handan Işın Özışın Karaman
doi: 10.14744/epilepsi.2018.35693  Pages 130 - 131
Arı zehirlenmeleri en sık karşılaşılan böcek zehirlenmeleri arasındadır. Sıklıkla ani yanıcı bir ağrı ve takiben o bölgede lokal enflamasyon bulguları görülür. Daha nadir olarak; anaflaksi, anksiyete bozukluğu, baş ağrısı, göğüs ağrısı, miyokart enfarktüsü, organ yetersizlikleri ve nörolojik hastalıklar bildirilmiştir. Arı zehirinin birçok bileşeni bulunur ve bu bileşenlerin sinir sistemi üzerine farklı etkileri vardır.
Bee envenomations are one of the most common in all insect venomations. The usual clinical manifestation is local inflamation findings with a sudden burning pain. Rarely anaphylaxis, anxiety disorders, headache, chest pain, myocardial infarction, organ dysfunction and neurological disorders are reported. Bee venom has many components and these components have different effect on nervous system.

LETTER TO THE EDITOR
9.Marriage and Having Children Problem in Epilepsy Patients
Cengiz Kaplan
doi: 10.14744/epilepsi.2018.66049  Page 132
Abstract | Full Text PDF



Quick Search





 


Copyright © 2019 All rights of this site belong to the Turkish Epilepsy Association .
 
LookUs & Online Makale