ISSN 1300-7157 Anasayfa | İletişim      

Cilt : 23      Sayı : 1       Yıl: 2017

Epilepsi: 23 (1)
Cilt: 23  Sayı: 1 - 2017
Özetleri Gizle | << Geri
EDITÖRDEN
1.
Editör’den
Editorial
Seher Naz Yeni
Sayfa V (134 kere görüntülendi)

DERLEME
2.
Antiepileptik İlaçların Kemik Yoğunluğuna ve Metabolizmasına Etkileri
The Effects of Antiepileptic Drugs on Bone Density and Metabolism
Zeynep Aydın Özemir, Ayşe Destînâ Yalçın
doi: 10.14744/epilepsi.2016.93723  Sayfalar 1 - 6 (504 kere görüntülendi)
Epilepsi ve epilepsi tedavisine yönelik ilaçların kemik mineralizasyonunu ve kalsiyum metabolizmasına etki ettiğine dair kanıtlar giderek artmaktadır. Klasik (fenobarbital, karbamazepin, VPA vs) ve bazı yeni antiepileptik ilaçlar (okskarbazepin, gabapentin) ile belirgin kemik mineral yoğunluğunda azalma birçok çalışmada gösterilmiştir. Kalsiyum metabolizmasındaki anormalilerin bazı antiepileptiklerin sitokrom P450 enzim sistemini indükleyici etkileri ve böylece D vitamini düzeylerini azaltmaları ile ortaya çıktığı düşünülmektedir. Ancak VPA gibi bu sistemi baskılayan veya bu sisteme etki etmeyen antiepileptiklerin vitamin D metabolizmasına nasıl etki ettikleri bilinmemektedir. Bu yazıda, klasik ve yeni antiepileptik ilaçların kemik sağlığı ve kalsiyum metabolizmasına etkileri gözden geçirildi.
Proof that epilepsy and antiepileptic drugs affect bone mineral metabolism has increased. It has been demonstrated in many studies that both classic (e.g., phenobarbital, carbamazepine, valproate) and new antiepileptic drugs (e.g., oxcarbamazepine, gabapentin) decrease bone metabolism. Abnormalities in calcium metabolism often occur as result of inducing the cytochrome p450 enzyme system, and thus decreasing vitamin D level. However, the reason some antiepileptic drugs that suppress (e.g., valproate) or have no effect on this system also affect vitamin D metabolism is not known. In this article, the effect of classic and new antiepileptic drugs on bone health and calcium metabolism is reviewed.

ARAŞTIRMA
3.
Odyojenik Epilepsiye Yatkın Wistar Sıçanlarda Süperiyor Kollikulusun Stereolojik Metotla Değerlendirilmesi
Assesment of Superior Colliculus With a Stereological Method in Audiogenic Epilepsy-Prone Wistar Rats
Seval Keloğlan, Niyazi Taşçı, Süleyman Kaplan, Cafer Marangoz
doi: 10.14744/epilepsi.2016.48802  Sayfalar 7 - 12 (195 kere görüntülendi)
GİRİŞ ve AMAÇ: Odyojenik nöbet beyin sapından kaynaklanır ve odyojenik nöbet ağında inferiyor ve süperiyor kollikuluslar rol alır. Sunulan çalışmada amacımız genetik olarak odyojenik epilepsiye yatkın Wistar sıçanların sağ ve sol süperiyor kollikulusda bulunan toplam nöron sayısının stereolojik metot ile bulunmasıdır.
YÖNTEM ve GEREÇLER: Ağırlıkları 180–220 gr olan on dişi Wistar sıçan kontrol (n=5) ve epilepsi (n=5) olmak üzere iki gruba ayrıldılar. Sıçanların hepsi üretan (1.25 g/kg; i.p) ile anesteziye alındılar ve sol kardiyak ventrikülden %10’luk formalin ile perfüze edildiler. Sağ ve sol süperiyor kollikulusda bulunan toplam nöron sayısı stereolojik optik parçalama metodu kullanılarak hesaplandı.
BULGULAR: Toplam nöron sayısı epilepsi sağ grubunda kontrol grubuna göre anlamlı ölçüde daha az bulundu (p<0.05). Epilepsi sağ ve epilepsi sol grupları arasında da toplam nöron sayısında anlamlı fark bulundu (p<0.05).
TARTIŞMA ve SONUÇ: Odyojenik epilepside hücresel mekanizmalar önemli rol oynamaktadır. Sağ süperiyor kollikulusda nöron sayısının kontrole göre anlamlı ölçüde az olması, nöbet aktivitesinin başlamasında bu alanın etkili olabileceğini düşündürmektedir.
INTRODUCTION: Audiogenic seizures are generated in the brainstem and involve inferior and superior colliculi in their expression. The aim of the present study was to assess total number of neurons in the right and left superior colliculi in genetically audiogenic epilepsy-prone Wistar rats using stereological method.
METHODS: Ten female Wistar rats, weighing 180 to 220 g each, were divided into 2 groups: control (n=5) and audiogenic epilepsy (n=5) groups. Subjects were anesthetized with urethane (1.25 g/kg; intraperitoneal) and perfused through the left cardiac ventricle with 10% formalin. Total number of neurons was estimated in the right and left superior colliculi in both groups using Optical Fractionator stereological method.
RESULTS: Total number of neurons in the superior colliculi was statistically lower in the right side of group with epilepsy compared with control group (p<0.05). There was significant difference between right and left sides in groups with epilepsy (p<0.05).
DISCUSSION AND CONCLUSION: It has been determined that cellular mechanisms have significant role in audiogenic epilepsy. The fact that number of neurons was significantly less in right superior colliculus of epilepsy group compared with control group suggests that this area is likely to be influential in triggering onset of seizure activity.

4.
Çocukluk Çağı Epilepsilerinde Levetirasetam Monoterapisinin Etkinliği
Efficacy of Levetiracetam Monotherapy in Childhood Epilepsy
Müjgan Arslan, Serdal Güngör, Betül Kılıç
doi: 10.14744/epilepsi.2016.22043  Sayfalar 13 - 18 (272 kere görüntülendi)
GİRİŞ ve AMAÇ: Levetirasetam çocuk ve erişkinde, özellikle fokal epilepsilerin tedavisinde yaygın olarak kullanılan antiepileptik ilaçlardandır. Bu çalışmada, levetirasetam kullanan çocuk hastalarda ilacın monoterapide etkinlik ve güvenirliğini belirlemeyi amaçladık.
YÖNTEM ve GEREÇLER: Çalışmaya, levetirasetam alan ve en az bir yıllık takibi olan 225 hasta alındı. Epilepsi tanısı, iki veya daha fazla provoke olmayan nöbet öyküsü ile kondu. Tüm olguların demografik özellikleri, günlük alınan levetirasetam dozu, önceden aldığı antiepileptik ilaçlar, nöbet şekli, nöbet etiyolojisi, ilaç yan etkisi kaydedildi.
BULGULAR: Çalışmaya 95’i kız, 130’u erkek, toplam 225 hasta alındı. Hastaların 125’inde (%55.6) jeneralize, 90’ında (%40) fokal, 10’unda (%4.4) da diğer nöbet vardı. Olguların 186’sında (%82.7) nöbet sonlandı. Fokal ve jeneralize nöbeti olan hastalarda levetirasetam etkinliği açısından fark bulunmadı. Hastaların 18’inde (%8), en sık hırçınlık ve sinirlilik olmak üzere, yan etki gelişti. Yan etki ile ilaç dozu arasında ilişki bulunmadı.
TARTIŞMA ve SONUÇ: Levetirasetam monoterapisi, çocukluk çağı epilepsilerinde görülen fokal ve jeneralize nöbetlerin tedavisinde etkindir. İlaç kesmeyi gerektirmeyecek kadar hafif ve geçici yan etkisi olması sebebi ile iyi tolere edilmektedir.
INTRODUCTION: Levetiracetam (LEV) is an antiepileptic drug approved particularly for treatment of focal seizures. The aim of this study was to investigate efficacy and tolerability of LEV monotherapy in pediatric patients.
METHODS: In the present study, records of 225 children (aged 1 month-18 years) treated with LEV and with follow-up for at least 1 year were evaluated. Diagnosis of epilepsy included history of 2 or more unprovoked seizures. Demographic characteristics, reason for antiepileptic treatment, dosage of levetiracetam, duration of treatment, antiepileptic drugs used previously, seizure type, seizure duration, cranial magnetic resonance images, electroencephalogram results, seizure etiology, and side effects of the drug were documented.
RESULTS: Total of 225 patients, 95 girls and 130 boys, were enrolled in the study. Of those, 125 (55.6%) patients had generalized seizures, 90 (40%) had focal seizures, and 10 (4.4%) had other type of seizures. In treatment, 186 (82.7%) patients remained seizure-free. There was no difference in effectiveness of LEV on partial or generalized epilepsy. Overall, 8 (18%) patients had adverse events. Most common side effects observed were irritability and nervousness. There was no relationship between drug dosage and side effects.
DISCUSSION AND CONCLUSION: LEV monotherapy is effective in childhood epilepsy with focal or generalized seizures. It is well tolerated in spite of mild and transient side effects, which do not require drug discontinuation.

5.
İntrakraniyal Cerrahi Geçiren Hastalarda Epilepsi: 15 Yıllık Deneyim
Epilepsy due to Intracranial Surgery: 15 Years of Experience
Gönül Akdağ, Demet İlhan Algın, Ahmet Musmul, Oğuz Osman Erdinç
doi: 10.14744/epilepsi.2016.32559  Sayfalar 19 - 24 (388 kere görüntülendi)
GİRİŞ ve AMAÇ: Epidemiyolojik çalışmalar beyin travmaları, santral sinir sistemi (SSS) enfeksiyonu, beynin damarsal hastalığı (BDH) ve beyin tümörlerinin epilepsi insidansını artırdığını göstermiştir. Epilepsi etiyolojisi yaşlara göre değişiklik göstermektedir. Yetişkin hastalarda sekonder jeneralize ve parsiyel nöbetlerin etiyolojisinde en sık serebrovasküler hastalık yer almaktadır. Ayrıca kranyal operasyon sonrası nöbetlerin sıklığı %15–20 olduğu tahmin edilmektedir. Bu çalışmada, kranyal cerrahi geçiren hastaların özellikleri geriye dönük olarak araştırıldı.
YÖNTEM ve GEREÇLER: Çalışmamıza 2000–2015 yılları arasında epilepsi polikliniğimize başvuran, semptomatik epilepsi nedeniyle cerrahi öyküsü olan 84 hasta dahil edildi. Diğer semptomatik nöbet geçiren hastalar ve epilepsi cerrrahisi yapılan hastalar çalışmaya alınmadı.
BULGULAR: Etiyolojide 41 kişide (%48.8) yer kaplayan lezyon (YKL) ilk sırada iken, 19 (%22.6) kişide travma, 19 (%22.6) kişide beyin damar hastalıkları (BDH), 5 (%6.0) kişide ventriküloperitoneal şant (VPŞ) görülmekteydi. On yedi (%20.2) hastada ameliyat öncesi dönemde nöbet gözlendi. On bir (%13.1) hastada nöbet görülmedi. Elektroensefalografi (EEG) bulguları 39 (%46.4) hastada fokal bulgular saptanırken, 26 (%31.0) hastada normal idi. Kırk üç (%51.2) hasta monoterapi, 32 (%38.1) hasta politerapi altındaydı.
TARTIŞMA ve SONUÇ: Kranyal cerrahi geçiren ameliyat öncesi/sonrası epilepsili hastalarda en sık görülen etiyolojik nedenin yer kaplayan lezyonlar olduğu, nöbetlerin en çok geç dönemde geliştiği, EEG bulgularının en çok lezyon ile uyumlu fokal bulgular gösterdiği, nöbetlerin monoterapi ie kontrol altında olduğu, hastaların tedaviye iyi yanıt verdiği görülmüştür.
INTRODUCTION: Epidemiological studies have shown increased incidence of epilepsy in cases of brain trauma, central nervous system infection, cerebrovascular disease (CVD), and brain tumors. Etiology of epilepsy varies according to age. In the etiology of partial and secondarily generalized partial seizures in adult patients, CVD is the most common cause of acute, symptomatic seizures. Frequency of seizures is estimated to be 15%–20% after cranial operations. In this study, characteristics of patients undergoing cranial surgery were investigated retrospectively.
METHODS: Eighty-four patients who were admitted to epilepsy clinic between 2000 and 2015 with history of cranial surgery and symptomatic seizures were included in the present study.
RESULTS: Etiology indications were 41 cases of (48.8%) space-occupying lesions, 19 (22.6%) instances of trauma, 19 (22.6%) cases of CVD, and 5 (6.0%) with ventriculoperitoneal shunt. Preoperative seizures had been observed in 17 (20.2%) of patients. No seizure was seen in 11 (13.1%) patients. EEG findings revealed focal abnormalities in 39 (46.4%) patients and were normal in 26 (31.0%) patients. Total of 43 (51.2%) patients were treated with monotherapy, and 32 (38.1%) patients were under polytherapy.
DISCUSSION AND CONCLUSION: Most common etiological factors for patients with pre/postoperative epilepsy who underwent cranial surgery were space-occupying lesions. Occurrence of seizures may be delayed. EEG results indicated focal findings most often in cases of lesions. Patients were seen to respond well to treatment of seizures with monotherapy.

6.
Aydın Bölgesi Üniversite Tıp Fakültesi Hastanesi’nde Antiepileptik Kullanımına Bağlı Stevens-Johnson Sendromu Prevalansı
Stevens-Johnson Syndrome Prevalence Due To Antiepileptic Drug Therapy At Aydin Province University Medical Faculty Hospital
Ali Akyol, Ayça Özkul, Ayşe Tosun, Neslihan Şendur
doi: 10.14744/epilepsi.2016.44153  Sayfalar 25 - 28 (173 kere görüntülendi)
GİRİŞ ve AMAÇ: Bu çalışmada Aydın bölgesinde epilepsi polikliniğimizde antiepileptik kullanan hastalarda Stevens-Johnson sendromu (SJS) prevalansını incelemeyi amaçladık.




YÖNTEM ve GEREÇLER: Adnan Menderes Üniversitesi Nöroloji, Çocuk Nörolojisi, Pediatrik Nöroloji Kliniği’nce antiepileptik tedavi ile izlenen 2112 epilepsi hastasının dosyaları geriye dönük olarak tarandı.
BULGULAR: Sadece iki tanesinde SJS görüldüğü saptandı.
TARTIŞMA ve SONUÇ: Antiepileptik kullanımına yönelik Aydın bölgesinde SJS prevalansı % 0.021 olarak saptandı.
INTRODUCTION: Aim of the present study was to determine prevalence of Stevens-Johnson syndrome (SJS) in Aydın province epilepsy clinic patients due to antiepileptic drug use.


METHODS: Records of 2112 adult epileptic patients treated at outpatient clinics of Adnan Menderes University hospital departments of neurology, pediatric neurology, and dermatology were studied retrospectively.

RESULTS: Two of 2112 epileptic patients who had used lamotrigine had history of SJS.
DISCUSSION AND CONCLUSION: Prevalence of SJS due to antiepileptic drug therapy was 0.021% in Aydın province epilepsy clinic patients.

OLGU SUNUMU
7.
Spinal Musküler Atrofi ile Miyoklonik Epilepsi Birlikteliği
Spinal Muscular Atrophy With Myoclonic Epilepsy
Buket Özkara, Faik Budak
doi: 10.14744/epilepsi.2016.08860  Sayfalar 29 - 30 (428 kere görüntülendi)
Spinal musküler atrofi (SMA) spinal kord ön boynuz hücrelerinde dejenerasyon ile seyreden bir grup hastalıktır. Progresif miyoklonik epilepsi (PME) ise miyoklonik ve jeneralize nöbetler ve progresif nörolojik yıkım ile seyreden bir durumdur. Spinal musküler atrofi ile PME birlikteliği oldukça nadir görüldüğünden olgumuzu paylaşmak istedik.
Spinal muscular atrophy (SMA) is defined by degeneration of anterior horn cells in the spinal cord. Progressive myoclonic epilepsy (PME) is characterized by myoclonic and generalized seizures with progressive neurological deterioration. The association between SMA and PME has not yet been fully understood.

8.
Ekstazi İlişkili Status Epileptikus
Status Epilepticus Associated with Ecstasy
Oğuzhan Öz, Ahmet Çetiz, Serdar Taşdemir, Hakan Akgün, Muammer Korkmaz, Salim Kemal Tuncer, Mehmet Yücel, Şeref Demirkaya
doi: 10.14744/epilepsi.2016.60565  Sayfalar 31 - 34 (384 kere görüntülendi)
Status epileptikus hayatı tehdit edebilen bir acil durumdur. İyi bilinen sık etiyolojik faktörlerin yanı sıra nadiren görülebilen birçok neden tanımlanmıştır. Ekstazi (3,4-methylenedioxymethamphetamine) bir amfetamin türevidir ve status epileptikusa neden olduğu bilinmektedir. Bu yazıda, tekrarlayan status epileptikus tablosu gelişen ve etiyolojisinde ekstazinin sorumlu tutulduğu bir olgu sunuldu.
Status epilepticus is a life-threating emergency situation. In addition to well-known etiological factors, many rare causative factors have also been defined. Ecstasy (3,4-methylenedioxymethamphetamine) is an amphetamine derivate known to cause status epilepticus. Presently described is case of recurrent status epilepticus in which ecstasy was thought to be an etiological factor.

9.
Serebral Tüberküloma Bağlı Nonkonvülzif Status Epileptikusta Lakozamidin Etkisi: Olgu Sunumu
Effects of Lacosamide in Cerebral Tuberculoma-Induced Nonconvulsive Status Epilepticus: Case Report
Gönül Akdağ, Demet İlhan Algın, Demet Özbabalık Adapınar, Oğuz Osman Erdinç
doi: 10.14744/epilepsi.2016.02997  Sayfalar 35 - 39 (342 kere görüntülendi)
Nonkonvülzif status epileptikus (NKSE) davranışlar ve mental durumda açıklanamayan değişiklik, elektroensefalografide (EEG) devamlı nöbet aktivitesinin eşlik ettiği tablodur. Tedavide status epileptikus tedavisi uygulanmaktadır. Lakozamid, voltaja bağımlı sodyum kanallarının yavaş inaktivasyonu ile etki eden, oral biyoyararlanımı yüksek, proteine düşük oranda bağlanan, karaciğerde başlıca CYP2C19 ile metabolize olan yeni antiepileptik ilaçlardan biridir. Merkezi sinir sistemi (MSS) tüberkülozu karşımıza menenjit şeklinde değil de parenkim lezyonları şeklinde çıkabilir. Bu yazıda, bir yıl önce MSS tüberkülozu nedeniyle tanı almış ve tedavi başlanmış olmasına rağmen yeni gelişen nonkonvülzif status kliniği ile başvuran, levetirasetam tedavisine yanıt vermeyen, lakozamid tedavisi altında tam nöbetsizlik sağlanan hasta literatür verileri eşliğinde sunuldu.
Nonconvulsive status epilepticus (NCSE) is characterized by unexplained changes in behavior and mental status accompanied with continuous seizure activity seen on electroencephalography (EEG). Treatment is similar to treatment of status epilepticus. Lacosamide is one of the newer antiepileptic drugs (AEDs) that slow inactivation of voltage-dependent sodium channels. It has high oral bioavailability, is low protein binding and is primarily metabolized by the liver enzyme CYP2C19. Central nervous system (CNS) tuberculosis may present with signs of parenchymal lesions instead of meningitis. Presently described is a patient who was diagnosed as CNS tuberculosis a year ago with nonconvulsive status epilepticus. Status could be not be controlled with levetiracetam; however, use of lacosamide successfully resolved nonconvulsive status epilepticus.

EDITÖRE MEKTUP
10.
Epilepsi Parsiyalis Kontinua ile İlişkili Non-ketotik Hiperglisemi: Olgu Sunumu
Epilepsia Partialis Continua Associated with Non-Ketotic Hyperglycemia: A Case Report
Ahmet Yilmaz, Çetin Kürşad Akpınar, Murat Calik, Muzaffer Kececi
doi: 10.14744/epilepsi.2015.15870  Sayfa 40 (330 kere görüntülendi)
Makale Özeti | Tam Metin PDF | İngilizce Tam Metin



Hızlı Arama





 
Copyright © 2017 Bu sitenin tüm hakları Türk Epilepsi İle Savaş Derneğine aittir.
 
LookUs & Online Makale